• Zeynep Yaman

Uyanmak

Beni derin, tatlı uykumdan uyandıran bu ses de neyin nesi? Okyanusun derinliklerinden geliyormuşçasına boğuk ve kısık bir ses… Saniyeler geçtikçe yükseliyor, netleşiyor ve uğultu olmaktan çıkıp bir sirenin soğuk ve ürkütücü melodisine bürünüyor. Keşke her bir ses dalgasının kulağıma saplanıp beynimin içinde tarif edilemez bir acıya neden olmasını engelleyebilsem. Ancak ben bunu istedikçe acı; beni cezalandırmak istercesine tüm vücuduma yayılıyor, ardından kaskatı kesilip ağırlaşarak beni yattığım yere iyice sabitliyor.

Neler olduğunu anlamak için etrafa bakmak istiyorum ama göz kapaklarım o kadar ağır ki… Tüm gücümü gözlerimi açabilmek üzere topluyor ve şansımı deniyorum. Ancak yorgun düşmüş bedenimden toplayabildiğim güç, gözlerimden yalnızca birini azıcık aralamaya yetebiliyor. Kısa bir süreliğine kirpiklerimin arasından geçip gözüme ulaşan ışığın parlaklığı baş ağrımı daha da şiddetlendiriyor. Gözlerimin kapalı olmasına rağmen mavi ve kırmızı arasında gidip gelen ışığı göz kapaklarımın ince derisi altından görebiliyorum. Bu görsel şölen kısa sürecek gibi duruyor çünkü güçsüzlüğün getirdiği uyku, kollarını açmış beni bekliyor.


İstemsizce teslim olduğum sevgili dostum uykunun hâkimiyetinden kurtulup düş dünyamdan yavaşça sıyrıldığımda hissettiğim ilk şey ağzımdaki hafif metal tadı ve muhtemelen birkaç dakika sonra keskinliğine alışacağım antiseptik kokusu oldu. Parmak uçlarımı hafifçe kımıldattığımda terli avuç içimde kırışmış olan örtünün dokusunu hissettim ve diğer odalardaki hastaların acı iniltilerini kulaklarımla işittim. Tüm duyularım yavaşça yerine geliyordu ancak zihnim bomboştu. Gözümün önüne gelen birkaç kare dışında hiçbir şey hatırlamıyordum. Beynimin bana sunduğu o birkaç kare de hatırlanmaya değmeyecek kadar kötü olanlardı. Utanç verici olan bir diğer şey ise kendime sanrı gördüğümü söyleyerek bu anıların bana ait olduğunu inkâr etmem. Vicdan azabının etkisiyle tüm vücudumu sarsan titreme dalgası, kolumdaki serum iğnesini hissettirdi bana. Evet, bu hatırladıklarımı kesinlikle ilaçların etkisi ile hatırlıyor olmalıyım. Tabii buna hatırlamak deniyorsa… Yaşamadığım bir şeyi hatırlayamam. Değil mi?


Uykunun getirdiği sersemliğin etkisinden artık tamamen çıkmış olan kulaklarımın duyduğu sesler benim gibi düşünmüyordu. Kapının ardından duyduğum konuşmalar, silik anılarımı doğruluyordu. Kim olduğumu bile bilmeyen insanlar bana tiksinerek bakıyor ben de onların bakışlarından neler olduğunu çözmeye çalışıyordum ancak insanlarla olan göz kontağım birkaç saniyeyi bile geçmezken bunu yapmak biraz zor oluyordu.


Birine zarar mı vermiştim? Aynı anda hem tüm gözlerin üstümde olması hem de kimsenin yüzüme bile bakmaması nasıl mümkün olabilirdi? Hastanede olduğuma göre sağlığım yerinde olmasa gerek. En önemlisi ise beni ben yapan anılarım… Neredelerdi?


“Bulunduğunda bilinci kapalıydı” dedi doktor olduğunu sandığım ses. “İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliği aklı iken bilincinden bu kadar kolay vazgeçmemeli…”


Neler olduğunu anladığımda düşünmek hiç bu kadar acı verici olmamıştı, ancak bu sefer artık uyanmayı düşlediğim bir rüyada olmak istemekten daha fazlasını yapmalıydım. Uyanmalıydım.

36 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Yaşam