• Afşin Çakıcı

Operadaki Hayalet

“Maskemin ardında gizlenen bu aşkı yalnızca sen görebilirsin...”


Selamlar sevgili kitap kurtları, bu muhteşem eseri mutlaka okuyun okutun. Yazılmış en güçlü gotik romanlardan birisi. Klasik ve gotik hayranı olan ben bunu çok rahat bir şekilde söyleyebilirim.


Webber’ın ilham kaynağı Gaston Leroux’nun 1909-1910 sularında yayımlanan kitabıydı. 1984’de Webber’ın sanat alanındaki hedefleri romantik parçalar üzerine kuruluydu ve Leroux’nun (o zamanlar kitapçılarda bulunamayan) romanının ikinci el bir kopyasını bulduğunda ilham da onu buldu. Operadaki Hayalet’in ek kitabında “Aslında o zaman başka bir şeyler yazıyordum ve takılı kalmamın nedeninin, kariyerimin başından beri büyük romantik bir hikaye yazmaya çalışmam olduğunu fark ettim. Hayalet’i bulduğumda aradığım şey gözümün önünde çıkmış oldu!’’ diye anlattı. Gaston Leroux’un sayısız kere beyaz perdeye uyarlanan ve müzikalleri ile izleyicilerin hafızasına kazınan aynı zamanda bize muhteşem karakterler olan Dracula ve Frankenstein’ın canavarı gibi unutulmaz bir karakter olan Erik’i tanıtıyor. Bence gotik edebiyatının en önemli romanlarından birisi Operadaki Hayalet. Paris Opera Binası'nın mahzeninde, yüzü tanınmayacak derecede ürkütücü olduğu için insanlara görünmeden bir hayalet gibi yaşayan müzik dehası Opera Hayaleti, korodaki Christine'e gizlice müzik dersleri vererek onun ünlü bir soprano olmasını sağlar ve zaman geçtikçe ona büyük bir sevgiyle bağlanır. Fakat ona sahip olmak isteyen tek erkek kendisi değildir. Bu gizemli Hayalet'in genç kıza duyduğu tutkulu aşk bir süre sonra kendisini içten içe yakan bir kıskançlığa ve takıntıya dönüşmeye başladığında ise, Christine'i tehlikeli ve karanlık bir sonun başlangıcına adım adım yaklaştırır.

Erik’in nasıl olup da Operadaki Hayalet olduğu kısım kitabın gayet eğlenceli bir bölümü olduğu halde bu yazının hedefi başka olduğu için böyle ayrıntılara yer vermiyorum. Erik’in kendi yaptığı gizli geçitlerle operada gönlünce ortaya çıkıp kaybolması bu durumu anlatmaya yeter. Ayrıca söylemek gerekir ki; Erik de zamanla kendisine yakıştırılan Opera Hayaleti rolünü üstlenip buna göre hareket eder. Romandan sonra kesinlikle aynı isimle beyaz perdeye uyarlanan filmini izlemeniz tavsiye ederim. Kulaklarınızın pası silinecek ve kulaklarınız bayram edecektir.


Hem müzikalde hem de orijinal romanda düşen bir avize var ve bu aslında 1896’da Operada gerçekleşen, bir avizenin denge ağırlıklarından birinin seyircilerin üzerine düşüp Chomette isimli bir yer göstericiyi öldürdüğü kazadan geliyor. Leroux’nun kendisi Opera kayıtlarının binanın mahzenlerinde saklandığına değiniyor ki bu da aslında tarihi bir gerçek; 24 fonografik kayıt mühürlenip o mahzenlere saklanmış ve yüz yıl boyunca açılmadan orada kalmıştır. Ayrıca, kayıtları depolamakla sorumlu olan işçiler tarafından bir ceset bulunduğunu ekledi ama bu olayda mezardan çıkarılan bir beden ile ilgili hiç resmi kayıt yok.

62 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör