• Melih Taşcı

Kuklacı

Kanunu güç belirler. Gücü elinde tutan doğruyu belirler. Onur, şeref, itibar kaynaklı rekabet güç dengelerini değiştirmek için olası bir savaş nedenidir. Koyulan kanun karakterden güçsüz biri tarafından konulmuşsa kanun, gücü elinde tutan tarafından ezilir. Bu yüzden kanunlar güce biat eder.


Güç tutkuların esiri olduğu vakit güç sahibi korkularının peşinden gider. Gücü yöneten güç sahibi olmaktan çıkar, gücü yöneten etrafa kuşku salan bir kuklacıdır. Kuklacı, güçlülerin endişe ile kontrol edildiğini bilir. Düşmanının gücünü kendi çıkarları için yontar, harlar, yönlendirir. Kuklaları kukla olmamak için kuklacının parmağıyla oynarlar. Bu da onları içinden çıkılamaz bir duruma sokar.


Kuklacının var olması onu engelleyecek bir gücün olmamasıdır. Adalet, merhamet gibi erdemler güç sahibine dayatılmadıkça gerçekleşemez. Bu da en güçlü olanın mutlak erdem sahibi olmasını gerektirir. Korku ve tehdit ile beslenmeyen toplum erdemlerini yitirecektir. Mutlak erdem ve güç sahibinin var olmaması durumunda toplum yozlaşacak ve kendi çıkarları uğruna kendi mutluluğundan olacaktır.


Mutlak gücü insana vermek, güvenmenin temelini oluşturur. Ancak insan hata yapar. Güç sahibi şöhret uğruna gücünü bir başkasına vermek istemez. Kendi çıkarına olmayan hiçbir şey yapmaz çünkü her şey karşılıklıdır. Geri kalan herkes çıkarına bakacağından evrensellik mutlak erdem sahibine mahsustur. 


Kuklacı güç dengesi değiştikçe var olacak ve itibar, şeref, şöhret peşinde koşanlar onun kuklası olacak. Kuklalar kendi durumlarının bilincinde olduklarında dahi güçleri başka bir güç yüzünden baskılandığından kendilerini kurtaramayacaklar. Bu durumda onları kurtaracak tek şey kuklacının merhametidir.

42 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Sınırlar