• Ömer Nalbant

Incendies (İçimdeki Yangın)

Merhaba arkadaşlar, bugün size Incendies (Türkçe ismiyle İçimdeki Yangın) filmini anlatmak istiyorum.


Incendies, 2010 yılı çıkışlı ve yönetmenliğini Denis Villeneuve’nin yaptığı Kanada yapımı dram filmidir. Film farklı ülkeler arası geçişler olduğundan dolayı Fransızca, Arapça ve İngilizceyi bünyesinde bulunduruyor. Hayatın acı gerçekleriyle yüzleştiren bu film, bir insanın hayatında yaşayabileceği en kötü olayın ne olduğunu sorgulatacak bir türden. Öncelikle diyebileceğim tek şey psikolojisi zayıf olanlar veya hayat zaten çok zor, kendimi üzmek ve zorlamak istemiyorum diyenler için kesinlikle önermeyeceğim bir film.


Konusu ve Yorumlarım

Film yetimhanede küçük erkek çocuklarının (özellikle topuğu dövmeli çocuğa dikkat) saçlarının kesilmesi ve arka fonda daha ilk dakikadan kalbimize dokunan "You and Whose Army?" şarkısıyla başlıyor.


"Bir film başlangıcı daha ne kadar güzel olabilir?" derken filmde sanki farklı bir evrende, annelerinin ölümünden sonra aile dostu olan bir avukatın çağırması üzerine annelerinin vasiyeti ile karşılaşan ikiz kardeşlerin tepkisiyle karşılaşıyoruz. Vasiyet ikiz kardeşlerden Lübnan’a gidip annelerinin geçmiş hayatlarıyla ilgili bulmacaları çözmelerini istiyor. Bulmacaları da açmak gerekirse ikizlerden gerçek babalarını ve abilerini bulmalarını istiyor. Vasiyeti okuduktan sonra şok olan kardeşler fikir ayrılığına düşseler de araştırmaya başlıyorlar. Buradan sonra film iki daldan ilerliyor, sürekli zaman ve mekân geçişleri oluyor. Birisi günümüz ikizlerin araştırmaları diğeri ise Lübnan iç savaşının yaşandığı dönemde annelerinin geçmişteki acı dolu yaşamı. Bu zaman geçişleri arasında kaybolduğumu söyleyebilirim ve ilk başta anlamlandırmak için filmde çok fazla geri sardığım nokta oldu fakat bir süre sonra olayları anlamlandırdıkça filmden aldığınız zevk çok daha fazla oluyor o yüzden bu zaman ve mekân değişimleri için ön yargılı davranmış olabilirim.


Filmde tüm senaryo final bölümü için kurulmuş, yani neredeyse son yarım saate kadar olayları anlamlandırmaya çalıştım ve film yavaş yavaş ortamı hazırlarken sonunda üzerimden kamyon geçmişe döndüm desem yeridir. Çok derinden etkileyen bir finale sahip ve filmle özdeşleşmiş şu replik içimiz parçalıyor, “Bir artı bir, bir eder mi Jeanne?”


Filmin Olumlu Yönleri

- Annenin geçmişteki yaşamı ve Lübnan iç savaşında Hristiyan-Müslüman çatışmaları çok iyi aktarılmış. Tek bir din tarafından değil de iki dinin insanlarının da savaşlarda nasıl nefret dolu, nasıl bir insanı hiç düşünmeden öldürebileceği gösterilmiş.


- Filmdeki müziklere ve çekimlere bayıldım, filmi çok daha fazla çekici ve içe dokunan bir yapıya sokmuşlar.


- Dediğim gibi çok şaşırtıcı bir finale sahip, film bittikten sonra bir müddet sessizce etrafınıza bakıp sindirmeye çalışıyorsunuz.



Filmin Olumsuz Yönleri

- Özellikle filmin ilk bölümlerinde biraz anlamadığım noktalar oldu ve sıkıldım. Filmde çok fazla geçiş oldu ve aralarında kayboldum. Tabii ki filmin sonunda tüm bu şeylerin anlamlı geldiğini ve zevk aldığınızı anlayacaksınız fakat tek oturuşta izleyemediğim bir film oldu.


- Filmde diller arası da çok geçiş var, özellikle Fransızca ve Arapça arasında biraz kayboldum, bazı yerler diğer dile tercüme edilerek verilmiş fakat dilleri bilmediğimden olaylarda kopma yaşadım.

28 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör