• Bora Keskin

Halef Diyarı Kitap Serisi - Kızıl Bostan

Merhabalar, bu yazımda Halef Diyarı serisinin ilk kitabı olan Kızıl Bostan'ı inceleyeceğim. Kızıl Bostan, Türkiye'de fazla bilinmeyen, bilinse bile ülke içerisinden çıkan örneklerini fazla görmediğimiz bir tür olan fantastik kurgu türünde olduğundan dikkatimi çekti.


Yazar Hakkında


Melih Taşcı'nın edebiyata olan ilgisi ilkokulda yazdığı öyküler ve okuduğu kitaplarla başladı. Ortaokul ve lisede edebiyata olan ilgisi artarak devam etti ve düzenlenen yerel etkinliklerde ödüller aldı. Ulusal edebiyat projelerinde birçok başarı elde etti. Kırklareli Bilim ve Sanat Eğitim Merkezi (BİLSEM)'de sanat alanında eğitim gördü. Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) Edebiyat Atölyeleri programına katıldı ve yazarlık sertifikası alarak programı tamamladı. Çeşitli faaliyetlerden edindiği edebiyat dostları ile Asiller Topluluğu Özgün Edebiyat Bloğu'nun kurucuları arasındaki yerini aldı.


Kitabın Konusu


Kızıl Bostan, bir suikastçı olan Nero'nun geçmişiyle yüzleşmesi ile başlıyor. Yine bir suikastçı olan akıl hocasının canını almak zorunda kaldıktan sonra kendini bir çok olay, durum, krallık ve krallar, gizli isimler arasında bulan Nero arkadaşlarıyla serüvenden serüvene koşuyor. Yaptıklarıyla ve seçimleriyle Aşağıkara'nın geleceğinde kendi rolünü oynayan Nero'nun yaşadıklarına tanıklık ediyoruz.


Kitap İle İlgili Eleştirilerim


Kitaptaki betimlemeler sade ama güzel olmuş. Daha çok betimleme bulunduran eserleri seven okurlar betimlemeleri kısa ve detaysız bulabilir. Şahsen bu seçimin bir tarz olduğu kanaatindeyim.


Kızıl Bostan'ın karakterleri çok canlı ve doğal, bu özelliği sayesinde diğer eserlerden ayrılıyor. Fantastik türünün yabancı örneklerinin çoğunda karakterlerin davranışları yapay olduğundan okuyucu kendisi ile bağdaştıramıyor ve hikayeden kopuyor. Melih Taşcı, kendine özgün ve benzeri bulunmayan karakterleriyle okuyucuya asla kopmayacağı, sürükleyici bir hikaye vadediyor.


Yine klasik fantastik yaklaşımlardan farklı olarak Kızıl Bostan'da sadece insanlar var. İnsan dışı türler ya da insanvari alt ırklar bulunmamakta. Yani orkları, elfleri ya da cüceleri ve benzerlerini bu eserde görememekteyiz. Bunun hakkındaki hükmü siz değerli okurlara bırakıyorum.


Kitaptaki savaş sekansları ustalıkla yazılmış. Normal şartlarda bir ya da iki tam anlaşılamayan -burada yazar anlatma kabiliyeti büyük rol oynuyor- hamleden sonra iyi karakterin kazandığı basit çarpışmalar yerine Melih Taşcı içinde HEMA (Historical European Martial Arts) esintileri barındıran gerçekçi çarpışma sahneleriyle okurun deneyimine farklı bir tat kazandırıyor.


Bunun yanında yakın bir detay olarak Kızıl Bostan daha önceden görmediğim bir şey olan demircilik ve metal işlemeyi uzun sahneler şeklinde okura sunuyor. Detaylı şekilde anlatılan ama sıkıcı olmayan kılıç dövme sahneleri hızlı giden tempoya kısa bir mola verme olanağı sağlıyor.


Orta Çağ'da geçen bir roman için tabii ki belirli seviyede bir krallık içi sahneler ve entrika beklenir. Ancak genellikle eserlerde ya tamamıyla yoktur ya da dozu çok abartılır. Beklenenin aksine krallık ve entrika Kızıl Bostan'da tam yerinde olmuş. Kitap hikayenin geri kalanını unutturacak kadar uzun olmamakla beraber anlatılmak isteneni gayet iyi veriyor.


Kızıl Bostan'ın kuşatma ve büyük çaplı muharebe kısımlarına da değinmeden olmaz. Fantastik türündeki diğer eserlere kıyasla fevkalade işlenmiş. Bir, iki satırla kestirilip atılan ancak aslen binlerin birkaç kral ya da prensin emrinde çarpışıp ruhunu teslim ettiği kitaplar içindeki muharebelerin hakkı Kızıl Bostan'da verilmiş. Okurken tam olarak yazarın hayal ettiği savaş alanını görüyorsunuz ve bunu rahatlıkla idrak edebiliyorsunuz.


Hikayenin geçtiği evren hakkında bilgiler küçük parçalar olarak okura verilmekte. Okuyucuya ansiklopedi gibi bilgiye boğan betimlemenin içerisinde verilmesine rağmen, ister istemez betimlemenin yerini alan bilgi verme fasıllarının aksine Kızıl Bostan'da evren hakkında bilgiler karakterler arası diyaloglarda, gelişen olaylarda, yer betimlemelerinde saklı.


Bunun yanı sıra, son olarak Kızıl Bostan'da ara ara şiirlere ve müziklere yer veriliyor. Hepsinden ayrı bir yan eser çıkarılabilecek nitelikte şiirler olduğunu söyleyebilirim. Genel olarak kitaba farklı bir hava katıyor.


İncelememiz bu noktada bitiyor, uzun süre fantastik bir eserin kapağını açmadığım bir süreçten sonra Halef Diyarı'nın bana gayet hoş geldiğini söyleyebilirim. Kızıl Bostan'ın anlatmak istediği şeyler var ve bunu gerçekten ilgi çekici bir şekilde yapıyor. Okumam sırasında hikayeden hiç kopmadan kitabı rahatlıkla bitirdim. Türle ilgilenmiyorsanız bile Türkiye'de fantastik kurgu türünde romanın sayılı örneklerinden biri olan Kızıl Bostan'a bir şans verin derim, pişman olmayacaksınız.


Kitabın arka kapağındaki yazılara aşağıda yer verdim, ilgilenenler inceleyebilir.

"Gün geçtikçe artan ırkçılık nedeniyle ikiye bölünmüş bir kıta: Güney'in Tiran İmparatoru'na karşı bir olmaları gerekirken, kıskançlık ve rekabet yüzünden birbirinden uzaklaşmış Kuzey kralları ve tüm bunlar yüzünden sefalet süren Aşağıkara halkı...


Aşağıkara geri dönülemez bir boşluğa sürüklenirken, kimliğini ve duygularını geride bırakmış bir suikastçı, kaçtığı geçmişiyle yüzleşeceği, kendisine eşlik edecek dostlar edineceği ve farkında olmadan Aşağıkara'nın kaderini değiştireceği bir yolculuğa çıkıyor.


Daha kendi geçmişiyle yüzleşmemişken, Aşağıkara'nın geleceği için karar vermek zorunda kalan Nero'nun hikayesi bu kitap ile başlıyor.


Biri kılıcını düşmanın göğsüne sapladığında onu öldüren kılıç değil, kılıcın sahibidir Nero... Onu sen öldürmedin, sen sadece bir kılıçsın...


Bir insanı öldürmenin cezasının ölüm olması gerektiğini söyleyenlerin, ölüm emrini bizzat verenler olduğu bir düzen... Ölmesi gereken emri veren kişiyse, canı alan kim olacaktı?"

61 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör