• Melih Taşcı

Far Cry 5

Çıktığı yılın en büyük hayal kırıklıklarından biri olan Far Cry 5, oyun basını ve oyunculardan karışık puanlar aldı. Kimileri oyunun diğer Far Cry’lar ile aynı olduğunu, boşa para harcadığını düşünüyordu. Kimileri ise serinin her oyunda kendine kattığı yeniliklerden memnun ve Far Cry 5’in 4. Oyundan sonra iyi bir ilerleme kat ettiğini düşünüyordu.


Beklentiler


Her şeyden önce Far Cry 5 benim için beklenenin üstünde bir oyundu. "Bunun sebebi gerçekten serinin diğer oyunlarından farklı olması mı?" derseniz cevabım belki olacaktır. Çünkü ben başından beri bu oyundan hiçbir şey beklemeden oynadım. Çıktıktan seneler sonra oynamanın verdiği rahatlıkla, buglarından (sözde) arınması ve son güncellemesini aldıktan sonra oynadım. İyi yanlarıyla, kötü yanlarıyla beni ortalamanın üstü bir deneyimle terk etti.


Oyun Montana, Hope County'de geçiyor. Tabii bunun hiçbir önemi yok, çünkü haritada yerleşim yeri bulmak çölde vaha aramak kadar zor. Tabii artık yerleşim yeri bulmak için haritadan da yararlanamıyorsunuz çünkü oyun keşif hissi adı altında sizi boş alanlarda yürütüyor. Önceki oyunlarda harita açmak için metrelerce öteden bile belli olan kulelere tırmanmak yeterliydi. Tüm haritayı gezmek gerekmiyordu. Şimdi sadece bir kez (oyunun başında) kuleye tırmandıktan sonra oyun bize "bir daha tırmanmayacaksın, korkma" diyor. Eh, tabii bu biraz da tercih meselesi. Belki bazıları keşif hissini sever, kendi araştırmak ister her yeri, -ki taşrada koşmak ne zamandan beri keşif hissi oldu onu bilemem- ben onlardan değildim…


Saçmalayan Ubisoft Formulü


Far Cry 5’teki amaç bir Hristiyan tarikatını durdurmak. Bu tarikatı durdurmanın yolları ise serinin diğer oyunlarından alışa geldik bir şekilde üs ele geçirmenin yanı sıra taşrada dolanırken sizi bayıltarak zorla göreve sokan zorunlu sekanslar. Bu zorunlu sekanslar oyunda bitki toplarken, hayvan avlarken, hatta ve hatta sevdiğiniz araba ile manzaraya karşı gezerken sizi bayıltıp göreve sokuyorlar. Bu da oyunun temposunu baltalıyor. Bu bayılma muhabbeti ise bizi gaz ile bayıltmaktan geliyor. Yani bu tarikat istediği zaman bizi bayıltabiliyor. Ama ne kadar bayıltabilse de bizi öldürmek yerine kötü planlarından bahsediyor. Ne klişe değil mi? Bu bayıltma muhabbeti oyunda uçak sürerken bile gerçekleşebiliyor. Yerden 500 metre yükseğe nasıl gaz bombası attılar bilemem, yaman nişancılarmış…


Oyuna açık dünya ayağına birbirini tekrar eden sıkıcı görevler de eklenmiş. Bunlardan bazıları tarikatçılar tarafından beyin yıkama ayinine götürülmek istenen sivilleri kurtarmak. Çeşitli hayvanları avlamak, balık tutmak. Bu olayları yaparsanız size bunlardan hallice bir yan görev verme ihtimalleri de görevi yaparken sıkıntıdan uyuma ihtimalinizle eşit.


Oyun gereksiz yere kolay, zorluk seçeneği ise gerçekçi bir şekilde oyunu zorlaştırmıyor. Elinizde bir cluster füzesi var ise 3 saniye içerisinde alamayacağınız üs yok. Ki bu üslerin sayısı 20yi geçmediğinden oyun çok kısa sürüyor.

Oyunun bu kısalığına hiç kimsenin önemsemediği her Far Cry oyununda olan klişeleşmiş manyak kötü adam ve ailesi eşlik ediyor. Öyle ki bu kötü adam ne anlattığının kendi bile farkında değil, bazı yerlerde tam, “Adam haklıymış!” diyecekken Ubisoft’un politikaya karışmamak için adamı konuşturmadığını düşündüm. Bu konuda Ubisoft kendi düşüncelerini oyuna aktarmakta korkak davranmış.


Karaktersiz Karakterler


Ki hangi büyük yapımda böyle bir şey olmazdı ki? Sistem, politik, düzen eleştirileri AAA dediğimiz yapımlarda yüzeysel olur.

Performans olarak oyun hemen hemen her sistemde çalışacak kadar iyi optimize edilmiş, grafikleri ve animasyonları çok güzel. Cilalanması ise o kadar da kötü değil, (bu oyunu çıktıktan seneler sonra oynamamdan kaynaklı olabilir.)

Oyuna co-op koymak için ana karakter koymamışlar. Bu da oyunu kendi kişiliğinizle oynamanız gerektiği anlamına geliyor. Tabii hikayede seçim şansı da verilmediğinde kendi kişiliğinizi vermek imkansız oluyor ve günün sonunda MGS 5’teki Snake’ten hallice oluyorsunuz.


Coop demişken, oyun coop için tasarlanmış ama coop etkinlikleri yok denecek kadar az. Ben oyunu başından sonuna kadar arkadaşımla oynadım ancak birlikte yaptığımız etkinlikler atv yarışından başka bir şey değildi.

Son sözler olarak oyunun kötüleri John, Jacop, Joseph, Faith SEED çok silik karakterler. Özellikle Faith SEED’in hikayenin fantastik sınırlarını zorlaması hiç hoş değil.


Oyunda saldırmanız gereken üs sayısı koskoca haritada 20yi geçmiyor bu 20 üssün yarısı ise içinde 5 kişinin bulunduğu benzin istasyonları. Oyunda adam akıllı 4 adet üs var, bunlar da bir sniper tüfeği ile hiç yaklaşmadan bitirilebiliyor. Oyun o kadar kolay ki oyunu zorlaştırırken buluyorsunuz kendinizi. Ben arkadaşımla oynarken sadece tabanca ile oynadığımız üsler oluyordu. Bazen de sıkılıp helikopterin füzeleriyle 3 saniyede ele geçiriyorduk üssü.


Kararım ve Görüşlerim


Oyunu seriye ilk kez başlayacaklara öneririm. Diğer oyunları oynadıysanız bu oyun bedavaya yakın bir fiyata gelmediği sürece almayın, oynamayın.


Not: Co-op girecekseniz son sahnede oyun kurucu olmayan arkadaşlarınız atv ile gitmek zorunda kalıyor. Hikayedeki araba 50 kmh, atv ise 30kmh hızla gittiğinden dolayı arkadaşınız ile aranız açılıyor ve görev baştan başlıyor. Yavaş giderseniz de kafanıza göktaşı çarpıyor (çarpmasa bile çok sıkıcı oluyor).

53 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör